Batarya geri dönüşümü konusu, ilk bakışta otomobil üretiminin en “havalı” kısmı gibi görünmeyebilir. Ancak bu süreç, aslında dünyayı değiştirme potansiyeline sahip devasa bir inovasyonun tam merkezinde yer alıyor. Açıkçası, eskiyen elektrikli araç bataryalarının içindeki o mineral zengini yapının artık “yeni siyah altın” olarak adlandırılması beni hiç şaşırtmıyor. Geleceği düşündüğümüzde, yerin binlerce metre altını kazmak yerine, elimizdeki malzemeyi sonsuz bir döngüye sokmak kulağa da çok daha mantıklı gelmiyor mu?
BATARYA GERİ DÖNÜŞÜM
Batarya geri dönüşümü sektörü henüz emekleme aşamasında olsa da devasa bir patlamanın eşiğinde. Automotive News’in aktardığı McKinsey & Co. raporu, bu durumu rakamlarla kanıtlıyor. Geçtiğimiz yıl 2,5 milyar dolar olan küresel geri dönüşüm gelirlerinin, 2040 yılına kadar yıllık 70 milyar dolara ulaşacaktır. Bu, sadece ekonomik bir büyüme değil; aynı zamanda gezegenimiz için dev bir nefes demek!
Şu an yollarda olan elektrikli araçların çoğu henüz çok yeni, bu yüzden geri dönüşüm tesislerine büyük bir akın başlamadı. Ancak 2030 yılından itibaren, ilk nesil elektrikli araçların emekliye ayrılmasıyla birlikte gerçek bir “geri dönüşüm dalgası” göreceğiz. BMW, Volkswagen ve Renault gibi devlerin şimdiden geri dönüşüm ortaklıklarını genişletmesi, geleceğin bu döngüsel ekonomide olduğunu bildiklerini gösteriyor. Hatta R3 Robotics gibi şirketler, bataryaları parçalamak için robotik sistemler geliştirerek bu süreci tamamen endüstriyel bir boyuta taşıyor.
İşin en heyecan verici kısmı ise regülasyonlar ve vizyoner hedefler. Avrupa Birliği, 2030 yılına kadar bataryalardaki lityumun %70’inin geri dönüştürülmesini şart koşuyor. Çin ise bataryaların geri alınması konusunda çoktan sert kurallar getirdi bile. Amerika’da ise Colorado gibi eyaletler kendi yasalarını oluşturmaya başladı. Togg gelişmelerini merak ediyorsanız, ülkemizdeki yerli üretim vizyonunun da bu küresel sürdürülebilirlik standartlarıyla nasıl harmanlandığını takip etmek oldukça ilham verici.
Peki, bu yolun sonu nereye varıyor? Çevreci düşünce kuruluşu RMI’nın geçen yıl yayımladığı bir çalışma, beni en çok umutlandıran detay oldu. Olgunlaşmış bir batarya geri dönüşümü endüstrisi sayesinde, 2050 yılından sonra dünyanın yeni batarya mineralleri için madencilik yapmasına gerek kalmayabilir! Hayal etsenize; doğayı tahrip etmeden, halihazırda ürettiğimiz malzemeyi sürekli döndürerek ulaştığımız o tertemiz gelecek… İşte gerçek inovasyon budur.




